Araklı’nın Kurtuluşu Ne Zaman Oldu?
Araklı… Trabzon’un belki de en az bilinen, ama bir o kadar da derin bir geçmişe sahip olan ilçelerinden biri. İnsanlar genelde Karadeniz’in meşhur yerleriyle ilgilenirken, Araklı’nın kendi tarihine, mücadelesine, kurtuluşuna dair çok fazla bilgi sahibi olmuyor. Peki, Araklı’nın kurtuluşu ne zaman oldu? Bu soruya dair cevap, bölgedeki tarihi olayların ve toplumsal yapının anlaşılması için önemli bir anahtar olabilir.
Benim gözümde Araklı’nın kurtuluşu, 1916 yılında gerçekleşti. Ancak bu kurtuluş, Trabzon’un geneline baktığınızda, şehrin özgürlüğüne kavuştuğu 1919’daki zaferden bir hayli farklı. Hadi gelin, biraz açalım.
Araklı’nın Kurtuluşu: Gerçekten Bir Kurtuluş Muydu?
1916 yılı… Ruslar, o dönemde Karadeniz bölgesini ele geçirmişken, Araklı halkı, bu bölgenin bir parçası olmanın dağları, denizi, insanı gibi, acılarını ve sevinçlerini kendi içinde yaşamaya başlamıştı. Ruslar, sadece askeri anlamda bir hakimiyet kurmuşlardı, ama halk, pek çok anlamda bu dönemi direnişle geçirdi. 1916’daki bu dönemde, Araklı, Osmanlı topraklarından kopmuş ve Ruslar tarafından işgal edilmişti.
İşte tam burada, Araklı’nın kurtuluşu ne zaman oldu sorusu önemli bir tartışma alanı yaratıyor. Eğer halkın, işgalci Rusları toprağından atmaya başlamasından bahsediyorsak, o zaman gerçekten de 1916’daki “kurtuluş”, halkın kendi direnişiyle başlamış sayılabilir. Ama eğer “kurtuluş” dediğimiz şey, tamamen özgürleşme ve bağımsızlık anlamına geliyorsa, o zaman o tarihlerde hala çok uzaktaydık.
Beni esas sinirlendiren şey, genellikle “Araklı’nın kurtuluşu” denince, çoğu insanın bunun sadece bir askeri başarıya indirgenmiş olması. Oysa ki kurtuluş, sadece ordu ve mermilerle değil; bölge halkının mücadele azmiyle, kültürel direnişle ve yaşam tarzını koruma çabasıyla da şekillenir. Bunu unutmamak gerek. Eğer halk toprağını terk etmek zorunda kalıyorsa, şehirdeki geleneksel yaşam yok oluyorsa, o zaman kazananlar değil kaybedenler var demektir.
Araklı’nın Kurtuluşunun Güçlü Yanları
Şimdi, biraz da olumlu yönlere bakalım. Araklı’nın kurtuluşunu, o dönemde halkın direnişi olarak görmek, insanı gerçekten gururlandırıyor. Bir kasaba, bir köy, bir bölge, aslında kendi topraklarında köle olmamaya karar verdiğinde, bunu sadece silahla yapmaz. Zihinsel olarak bir direnç de göstermelidir. Halkın, özellikle 1916’dan sonra, Ruslar’a karşı gösterdiği karşı duruş, bölgedeki halkın kolektif mücadelesinin bir örneğidir. Yerel halk, o dönemde, sadece köle olarak kalmak istemedi. Karadeniz’in özgür insanları, savaşın karmaşasından yararlanarak, bir şekilde ayakta kalmayı başardılar.
Fakat bu, kesinlikle modern anlamda bir “kurtuluş” değil, daha çok bir halkın ölümle burun buruna mücadele ederek hayatta kalma çabasıydı. Ancak yine de, bu dönemin insanına saygı duyulması gerekir. Zira o zamanlar, günümüzün bilgi çağında olduğu gibi, ellerinde teknoloji, güçlü ordular veya hava kuvvetleri yoktu. Sadece kendi mücadeleleri ve azimleri vardı. Bu, halkın kendi topraklarına olan bağlılığını ve hayatta kalma içgüdüsünü en üst seviyeye çıkarmasına olanak sağladı.
Araklı’nın Kurtuluşunun Zayıf Yanları
Peki ya kurtuluşun zayıf yönleri? İşte burada tartışmak gereken çok önemli bir konu var. Araklı’nın kurtuluşu, bana kalırsa, yalnızca askeri bir zaferle sınırlı kaldı. Yani, Araklı’nın Ruslar’dan kurtulmuş olması bir nevi toprağın geri alınmasıydı, ama bu, o topraklarda kalan halkın eski düzenini geri getirmedi. Birçok yerel halkın göç etmek zorunda kaldığı, yerinden edilmenin acılarını yaşadığı, kültürel kayıplar yaşadığı bir dönemi konuşuyoruz. Kurtuluşun sadece askeri anlamda kazanılması, kültürel bir yok oluşun ve sosyal çöküşün önüne geçemedi.
Bu, bence bugünün modern dünyasında sıkça karşılaştığımız bir durum. Birçok halk, sadece topraklarının savunulması ve işgalden kurtulması ile yetiniyor, ama ne yazık ki bu özgürlük çoğu zaman sadece fiziksel olarak geçerli oluyor. Gerçekten bir halkın kurtuluşu, sadece fiziksel anlamda değil, kültürel, sosyal ve psikolojik açıdan da sağlanmalı. Araklı örneğinde, kültürel olarak kaybedilen çok şey var. Kimi zaman köyler terk edildi, kimi zaman insanı olan yerler tamamen farklı insanlarla doldu. O dönemin Araklı’sı, sadece işgalden kurtulmuş bir bölge değil, içindeki tüm sosyal yapıyı kaybetmiş bir yerleşim haline geldi.
Günümüzde Araklı’nın Kurtuluşu Ne Anlama Geliyor?
Şimdi gelin, Araklı’nın kurtuluşu ve bu konu üzerinden yapacağımız tartışmalarla ilgili bazı sorular soralım. Bugün Araklı’nın kurtuluşu ne anlama geliyor? Gerçekten bugüne kadar arzuladığımız şekilde bir kurtuluş yaşayabildik mi? Toprağın sahipleri, şu an ne kadar özgür? Çoğu köyün terk edilmesinin, halkın yıllar boyunca maddi ve manevi kayıplar yaşamasının ardından ne kadar “özgür” olduklarını söyleyebiliriz?
Bence bu tür sorular, sadece tarihçiler için değil, herkes için önemli. Araklı gibi yerlerin “kurtuluşu” üzerine düşündüğümüzde, sadece askeri zaferi kutlamak yerine, aynı zamanda kaybolan kültürleri, gelenekleri ve yaşam tarzlarını da tartışmalıyız. Çünkü Araklı’nın kurtuluşu, sadece düşmanı yenmekle bitmedi. O topraklarda, sadece askerler değil, insanlar, kültürler, anılar ve tarih de bir anlamda kayboldu.
Sonuç olarak, Araklı’nın kurtuluşu, zaman zaman politik ve askeri bir başarı olarak görünse de, bu anlamda bakıldığında çok daha derin bir anlam taşıyor. Gerçek kurtuluş, yalnızca askeri zaferle sınırlı kalmamalı, aynı zamanda sosyal ve kültürel anlamda bir yeniden doğuşu, geçmişin kaybolan parçalarının toparlanmasını da içermelidir. Bu, bir halkın özgürlüğü ve kimliği için çok daha kapsamlı bir anlam taşır.