Bir Sonbahar Akşamı Kayseri’de
Kayseri’nin sarı yapraklarla kaplı sokaklarında yürüyordum. Üstümde kalın bir mont, ellerimde eski bir defter; her adımımda hafif bir hüzün ve tarifsiz bir merak vardı. İnsan bazen yalnızken, en çok kendini sorgular ya hani… İşte o akşam tam da öyle bir akşamdı. Gözlerimi gökyüzüne çevirdiğimde yıldızlar farklı bir şekilde parlıyordu; sanki bir şey fısıldayacak gibi, ama ne olduğunu anlamak mümkün değildi.
Gecenin sessizliği içinde kalbimde tuhaf bir heyecan vardı. Son zamanlarda sürekli düşündüğüm soru aklımı bırakmıyordu: Hz. Mehdi nerede ortaya çıkacak? Çoğu kişi için bu belki uzak bir hikâye, ama benim için bir umut, bir bekleyiş, bir yolculuk gibi geliyordu.
Küçük Bir Kahve Dükkanında
O akşam, şehir merkezindeki küçük bir kahve dükkanına girdim. Dışarıda rüzgâr uğuldayıp saçlarımı dağıtırken, içeriye sıcak bir hava doldu. Bir fincan sade kahve sipariş ettim, oturacak yer bulup pencerenin kenarına yerleştim. Not defterimi açtım ve karaladım: “İçimde bir yerlerde bir ışık var. Belki Mehdi’yi bekleyen kalplerden biriyim.”
Yan masadaki yaşlı bir adamın konuşmaları dikkatimi çekti. Hafif titrek sesiyle, dünyanın nasıl karmaşık olduğunu ve insanların birbirinden ne kadar uzaklaştığını anlatıyordu. İçimde bir sarsıntı hissettim; çünkü ben de aynen öyle hissediyordum. Sonra bir an, sanki iç sesim bana fısıldadı: “Belki de Mehdi, tam bu karmaşanın, insanların en çaresiz hissettiği yerde ortaya çıkacak.”
Rüyalar ve Umut
Eve dönerken, yol boyunca sürekli gökyüzüne baktım. Her yıldızın bir hikâye anlattığını düşündüm. İçimdeki hayal kırıklıkları, umut kırıntılarıyla yarışıyordu. Kayseri’nin gece sessizliğinde, eski bir cami minaresi gözüme çarptı. Orası bana hep güven ve huzur verirdi. Dedim ki kendi kendime: “Belki de Mehdi, insanlara umut aşılamak için tam da böyle sakin, içsel huzurun hissedildiği yerlerde ortaya çıkar.”
Rüyamda bir sahne gördüm: Geniş bir meydan, insanlar ellerini göğe açmış, yüzlerinde hem korku hem de umut var. Tam o an, kalbimde tarifsiz bir sevinç hissettim. Çünkü birinin geleceğini ve adaletin yeniden geleceğini bilmek… İnsanı hem heyecanlandırıyor hem de huzur veriyordu.
Hayal Kırıklığı ve Sabır
Ama ertesi gün gerçek dünya vardı. Sokakta yürürken insanlar telaşla işlerine gidiyor, birbirlerine bakmadan geçiyorlardı. İçimde bir hayal kırıklığı yükseldi; çünkü insanlara umut aşılamak kolay değildi. Bu yüzden kalbimde sürekli bir çelişki vardı: Heyecanla bekliyorum ama etrafımı görünce hüzünleniyorum.
Defterime yazdım: “Belki Mehdi, sadece büyük olaylarla değil, küçük iyiliklerle, insanların kalplerindeki sessiz çığlıkları duyarak ortaya çıkacak. Bu, sabır ve inançla beklemek demek.” Her kelimeyi yazarken, gözlerim doldu; çünkü sabretmek bazen en zor sınavdır.
Kayseri’nin Sokaklarında Düşler
Akşamüstü, Kayseri’nin Arasta’sında dolaşırken rüzgârın saçlarımı karıştırmasıyla birden içimde bir huzur hissettim. İnsanların karmaşasında, sessiz bir meydanda, kalbimdeki umutla Mehdi’yi beklemek… Bu düşünce, bana hem hafif bir sevinç hem de tatlı bir hüzün veriyordu.
O an fark ettim ki, Mehdi’nin ortaya çıkacağı yer, sadece fiziksel bir konum değil; insanların kalplerindeki karışıklıkla yüzleştiği, umudu ve sabrı bir arada yaşadığı yerdi. Belki bir şehir meydanı, belki küçük bir köy camii, belki de insanların kendi içlerindeki huzurun bulunduğu yerdir.
İçimdeki Son Düşünceler
Yürüyerek eve dönerken, Kayseri’nin gece ışıkları altında derin bir nefes aldım. Kalbimde hâlâ bir heyecan, biraz hüzün, ama en çok umut vardı. Çünkü her insanın içinde bir Mehdi bekleyişi vardı; belki de onun ortaya çıkacağı yer, herkesin kendi kalbindeydi.
Defterimi kapatıp yatağa uzandım. O an anladım ki, bu bekleyişin kendisi bile bir yolculuktu; insanın kendi duygularıyla, hayal kırıklıklarıyla ve umutlarıyla yüzleşmesi… Hz. Mehdi nerede ortaya çıkacak sorusunun cevabı, belki de etrafımızdaki karmaşada ve insan kalplerindeki sabırda gizliydi.
O gece yıldızlara baktım ve içimden fısıldadım: “Gel Mehdi, gel… ama gelmeden önce bize sabrı ve umudu öğret.” İçimdeki bu duygularla uykuya daldım, kalbim hem heyecanlı hem huzurluydu.